En İyi Engelli Konulu 5 Sinema Filmi

Sizler için Engelli konulu en iyi 5 sinema filmlerini derledik. Hepsi birbirinden başarılı izlemenizi tavsiye ettiğimiz yapıtlardır.

Aynı Yıldızın Altında

16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel’ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam’a gidecek ve Hazel’ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten’i bulmaya çalışacaklardır.

Mucize

1960’ların yoksulluk içerisindeki Türkiye’sine ayna tutan film, Ege’nin cennet gibi bir köşesinden Anadolu’nun uzak bir köyüne sürgün yiyen bir öğretmenin (Talat Bulut) hikayesini anlatan film, yokluk içerisinde okulu, okumayı eğitimi dört gözle bekleyen çocukları da konu ediniyor.

Filmin ana karakterlerinden Aziz karakteri ise ilk başlarda köyün delisi gibi bir imaj veriyorken ve Mahir öğretmen de kendisinden korkarken zamanla, aslında onun da duygularının olduğunu ve herkes gibi hissettiğini ancak onlar gibi davranamadığını seziyor. Ona konuşmayı ve yazı yazmayı öğretiyor.

Filmin geneli Aziz’in diğer erkek kardeşleri için annelerinin kız isteme adetlerini esprili bir şekilde kullanıcıya sunarken, Aziz’in kendini normal bir birey olarak kabul ettirmeye başladığı bir dönemde bir talih kuşu konuyor.

Aziz için kız istemeye gidiliyor ve evleneceği kız, kardeşlerinin eşlerinin aksine her şeyiyle tam bir güzellik abidesi. Ancak bu hem Aziz hem de eşi için bir kabus oluyor. Aziz’in durumu ve eşinin güzelliği diğer köy ahalisi tarafından çekilmeyince onlar da çareyi kaçmakta buluyor.

Aziz ve ailesi 7 yıl sonra iyileşmiş bir şekilde Muallim Mahir ile birlikte dönüyor ve bütün köy ahalisi buna şaşırıyor.

7 Numaralı Hücre

https://www.youtube.com/watch?v=rAsBlmSIksk

Kızını çok seven zihinsel özürlü bir baba (Ryoo Seung-Ryong), yanlışlıkla bir suçla suçlanır ve ceza evine gönderilir. Daha sonra hukuk fakültesi öğrencisi olan kızı Ye-Sung (Park Shin-Hye) babasını kurtarmak için çalışır. 1997 ; Yong-Goo kızı Ye-Seung (Kal So-Won) ile zeka özürlü olmasına rağmen mutlu mesut yaşarlar. Onlar her gün bir dükkana uğrayıp kızına sarı Sailor Moon sırt çantası alacağına dair söz veriyor. Bir gün, son sarı Sailor Moon sırt çantasının satılmakta olduğunu farkederler. Yong-Goo satışı engellemek için mağaza içine gider, ama çantayı satın alan babanın tokat atmasıyla olay biter. Ertesi gün çalıştığı otoparkta sarı Sailor Moon sırt çantası almış bir kız görür. Kız çantanın satıldığı bir mağazayı bildiğini söyler. Yong-Goo kızı geleneksel açık pazara kadar takip eder. Kısa bir süre sonra kız bilinçsizce yere yığılır ve Yong-Goo kıza CPR yapmaya çalışır. Yanlarından geçen bir kadın polis çağırır. Yong-Goo Çocuk kaçırmak ve cinayetle suçlanır. Ölen kızın babası da Ulusal Polis Ajansı şefidir. Yong-Goo’ya ölüm cezası verilir ve hapsedilir.

Hapishanede 5 mahkumla Yong-Goo bir hücreyi paylaşır. Bir gün, Yong-Goo hapishane çete lideri So Yang-Ho (Oh Dal-Su)’nın hayatını kurtarır. So Yang-Ho minnettarlığını elinden geldiğince göstermekte ve Yong-Goo’ya her şekilde yardım etmektedir. Yong-Goo kızını görmek istediğini So Yang-Hoya söyler. Beş tutuklu bir muzice gerçekleştirmek için plan yapmaya başlarlar.

Her Şeyin Teorisi

Her Şeyin Teorisi, kişilerarası ilişkilerde ve ailelerde engelliliğin etkisi üzerine düşünceli bir çalışmadır.

Stephen ve Jane Hawking’in gerçek hayat öyküsünden alınan film, Stephen’ın ALS teşhisi karşısında büyümeye devam eden ortak bir yaşam, şanlı kariyer ve güzel bir aile temasını anlatıyor.

Her Şeyin Teorisi, Jane Hawking’in anı, Sonsuza Seyahat: Stephen ile Benim Hayatım’dan uyarlanmış bir filmdir.

Bakıcılığın Temelleri

Ben Benjamin (Paul Rudd), kişisel bir trajedi yaşayıp büyük meblağlarda para kaybedince emekliye ayrılmış bir yazardır. Ben, bu sayede kendisini yardıma muhtaç insanlara bakıcılık yaparken bulmuştur. Çocuk bakıcılığının onlara sadece mama vermek, altlarını değiştirmek gibi rutin işler anlamına gelmediğini, bunun haricinde çocuk psikolojisinden iyi anlayıp yaşadığı hayattan da esinlenerek yardıma muhtaç insanlara yardım eli uzatılması gerektiğini görmüştür. Bu süreç yazarın yaşama bakış açısında yeni bir perspektif geliştirmesine yol açar. Ben ile bakımını üstlendiği çocuk arasında önemli bir dostluk başlar. İkili, umut ve dostluğun önemini anlamaya başladıkça sorunların üstesinden gelme yeteneklerini de test ederler.